Şehitler için Van’da tören düzenlendi

Yüksekova ilçesinde terör örgütü mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırıda şehit olan 3 askerin cenazesi, memleketlerine gönderildi.

Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’nda düzenlenen törenin ardından Van’a getirilen şehitler için Helikopter Filo Komutanlığı’nda tören düzenlendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve şehitlerin öz geçmişlerinin okunmasının ardından İl Müftüsü Nimetullah Arvas, Kur’an-ı Kerim okuyarak dua etti.

Duanın ardından şehit cenazeleri, iki uçakla memleketlerine uğurlandı.

Törene Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş, Van Valisi Aydın Nezih Doğan, AK Parti Van Milletvekili Fatih Çiftçi, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Galip Mendi, Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı Korgeneral Harun Ocaklı, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Barutçu, Van Cumhuriyet Başsavcısı Savaş Düzgün, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Mesut Bilen ile kamu kurum amirleri, askeri erkan ve vatandaşlar katıldı. 

MHP’den provokasyon uyarısı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teşkilatlarına gönderdiği genelge ile olası provokasyonlara dikkat çekti, sağduyu çağrısı yaptı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli imzasını taşıyan genelgede; “Sebebi ne olursa olsun, her türlü kavga, kargaşa ve çatışmadan uzak durulacak, partimizi sokakların çıkmazına çağıran, husumetin tarafı yapmaya çalışan açık veya örtülü operasyonlara kulak asılmayacaktır.” denildi.

Bahçeli genelgede, provokasyona yeltenenlerin adli makamlara bildirilmesini gerektiğine vurgu yaparak, “Türkiye sokakta bulunmamış, sokağa da teslim edilmeyecektir. Huzursuzluk çıkarmaya çalışan, karışıklıktan medet uman, provokasyona yeltenen kim olursa olsun gecikmeksizin adli makamlara bildirilecek. MHP, hiçbir dayatma, tuzak ve senaryoya aldırmadan yalnızca büyük Türk milletinin yükselişi yolunda yürüyecektir.” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştiren MHP Lideri, “MHP’ye baston iftirası atan CHP Genel Başkanı, çoktan bölücü terörün kucağına düşmüş ve kanlı niyetlere utanmadan tercümanlık yapmıştır. Artık tablo netleşmiştir; bir tarafta AKP-CHP-PKK-HDP, Barzani, İmralı canisi ve küresel ayak oyunları vardır, diğer yanda ise Türkiye ve Türk milleti için varını yoğunu feda etmeye azimli MHP bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

TRT Haber

“Terör sorununu çözmek istiyoruz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Kütahya Kültür ve Ticaret Merkezi’nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’ndaki konuşmasında, 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk kez cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 91. yıl dönümü münasebetiyle Ankara’da resepsiyon vereceğini hatırlattı.

“YOKLUĞU HİÇ HİSSEDİLMEDİ VE ŞİMDİ DE HİSSEDİLMEYECEK”

Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şimdiden resepsiyona katılmayacağını açıkladığını belirten Şahin, şöyle konuştu:

“Çok üzüldük… Ben hatırlamıyorum, 11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül de cumhurbaşkanı olduğu zaman katılmadı zaten. O zaman da hatırlıyorum ki yokluğu hiç hissedilmedi ve şimdi de hissedilmeyecek. Çünkü Türkiye’de maalesef bir ana muhalefet boşluğu var, ana muhalefet lideri boşluğu var. O koltuğu dolduramıyor. Niye katılmayacakmış? Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği’nin hemen yanında Selçuklu ve Osmanlı mimarisini de yansıtan yeni Cumhurbaşkanlığı hizmet binası yapıldı. Resepsiyon orada verilecek, oranın da bir nevi açılışı gerçekleşecek. Sayın Kılıçdaroğlu’na göre burası kaçakmış. Ya bu sol düşünceli arkadaşlarımız, özellikle Cumhuriyet Halk Partililer, maalesef yapılan her yeni şeye karşı çıkarlar. Boğaz Köprüsüne karşı çıktılar ama üstünden geçmeyi ihmal etmezler. Şimdi üçüncü köprü yapılıyor ya önümüzde yılın sonunda inşallah köprü bitecek ona da karşı çıktılar. Her şeye karşı çıkarlar. Ankara’da bir Akay Kavşağı vardır, buraya da karşı çıktılar, davalar açtılar, idare mahkemelerine gittiler ama altından en çok onlar geçiyor. Bu Cumhuriyet Halk Partisi ortaya bir şey koyamadığı için ortaya bir şey koyanlara hep karşı çıktı.”

“TÜRKİYE’NİN ÇÖZMESİ GEREKEN EN ÖNEMLİ SORUNU, TERÖR SORUNUDUR”

Hakkari Yüksekova’da dün 3 askerin şehit olduğunu hatırlatan Şahin, terör olaylarında şimdiye kadar binlerce şehit verildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda Türkiye’nin çözmesi gereken en önemli sorunu, terör sorunudur. Türkiye bir an önce bu sorunu çözmeli, başından defetmelidir. Bizim adına ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ dediğimiz proje, bu amaçla hazırlanmış olan bir projedir. Bu terör sorununu çözmek istiyoruz. Bunu isteyen ilk iktidar da biz değiliz. 1999 yılında ilk kez, şimdi bizim adına “çözüm süreci” dediğimiz o dönemin hükümeti de bir süreç başlattı. DSP, MHP ve ANAP dönemi, İmralı’ya gidilip görüşmeler yapıldı. Terör örgütünün ele başısı, o zaman da bir mektup yazdı. Dedi ki ‘artık silahlar sussun, silahlar bırakılsın, siyaset yolu tercih edilsin ve silahlı gruplar Türkiye’yi terk etsin.’ Aynı mektup bende de var. O dönemde aslında bu doğruydu. Şimdi niye asılmadı tartışmaları yapılır. Biliyorsunuz o hükümet döneminde anayasadan idamla ilgili hüküm çıkarıldı, ceza kanunundan da çıkarıldı. Bunu eleştirmiyorum. Şimdi madem ki bu kadar şerli bir örgütün lideri konumundaki kişi artık Türkiye’nin elindedir, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır, İmralı’dadır, bu terörün sona erdirilmesinde eğer ondan yararlanmak mümkünse ve bunun bir faydası olacaksa bundan yararlanmamak bana göre yanlış olmaz mı? Rahmetli Ecevit’in başında bulunduğu o hükümet de bunu yaptı. Sonra silahlı unsurlar çıkarken, 500 terörist sınırdan çıkarken baskına uğradı ve 500 terörist öldürüldü ve bu süreç bitti. Kim yaptı bu işi, niçin yaptı bu ayrıca araştırılması gereken bir konu.”

Şahin, terör belasının Türkiye’nin başından gitmesini istemeyenler olduğunu ve bunun terör örgütünün içerisinde de bulunduğunu anlatarak, Türkiye’nin kaynaklarının sadece teröre harcanmasını, bu belanın Türkiye’nin başında olmasını isteyen komşuları ve komşu olmayan ülkelerin olduğunu ifade etti.
 

“Çamur atarak bir yere varamazsınız”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İskenderun Karayılan Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen partisinin il danışma meclisi toplantısında, Türkiye’nin AK Parti hükümetleriyle her zaman olduğu gibi gelişmenin ve büyümenin göstergelerini hep beraber yaşadığını belirtti.

“TERÖR ÜZERİNDEN SİVİL SİYASETİ ETKİSİZLEŞTİRMEYE GAYRET ETTİLER”

Yıldız, gezi olaylarıyla muratlarına eremeyenlerin, bazen yeşilin arkasına bazen de ağacın arkasına saklanarak olumsuz ve art niyetli iş yapmak isteyenlerin 17- 25 Aralık’ta ve Türkiye siyaset hayatının belli aralıklarında istikrarı her zaman olduğu gibi tehdit eden unsurlarından biri olduğunu kaydetti.

Yeni vesayet odaklarının bu kez devlet gücünü kullanarak devlete operasyon çekmeye çalıştıklarını, devletin içerisinde iyi niyetle göreve getirilmiş olanların sinsice işler yaptığını ifade eden Yıldız, tüm bunların üstesinden geleceklerini ve ülkenin istikrarının bundan sonra da devam edeceğini vurguladı.

Yıldız, şöyle devam etti:

”Yeni hükümet, kuruluşları tutmadı. Yeni parti kurmaya çalışıyorlar. Buyursunlar hodri meydan. Vatandaşımız her bir şeyi izliyor ve görüyor. AK Parti’yi de izliyor. Yeni kurulmaya çalışılan partileri de izliyor. Hangi niyetle, fitne maksadıyla kurulduğunu da izliyor ve AK Parti büyük bir camia bölünemez bir camia olduğunu gördüler. Bunlar yetmedi bu sefer terör üzerinden bir oyun başladı. Zaten eskiden bu yana siyaseti baskı altına almak isteyen bir terörün olduğunu hiçbir zaman unutmadık. Terör üzerinden sivil siyaseti etkisizleştirmeye gayret ettiler. Küresel anlamda ekonomilerin globalleştiği bir ortamda eğer insanlık globalleşseydi şu anda ne Suriye krizi ne de Irak’taki yaşanan IŞİD krizi yaşanmazdı”

“HUKUK DEVLETİNDE ÇAMUR ATARAK BİR YERE VARAMAZSINIZ”

Bakan Yıldız, Türkiye’nin IŞİD’ten petrol aldığı yönünde bazı ithamlarda bulunulduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Ne bizim böyle bir niyetimiz var ne böyle bir gayretimiz var. Türkiye bir hukuk devleti bu hukuk devletinde çamur atarak bir yere varamazsınız. Şu anda bu yetmedi. Bize evraklarınızı gösterin dedik. Nasıl bir ispatınız varsa bunu önümüze koyun dedik. Şu ana kadar koyamadılar. Bu yetmedi ‘Sayın Cumhurbaşkanı Enerji Bakanına talimat vermiş atom bombası yapın’ diye. Biz nükleer santral yapıyoruz. Nükleer santralin barışçıl amaçlarla kullanılmasına dönük birçok uluslararası anlaşmaya imza attık. Kendi kavgalarını ve petrol doğalgaz gelirleriyle alakalı savaş çıkartanların Türkiye’nin arkasına sığınarak bir iş yapmaları mümkün değildir. Türkiye bütün enerji projelerini barışçıl amaçlarla kullanacak.”
 

“Muhatabımız millettir”

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AK Parti Aksaray İl Danışma Meclisi toplantısında, zulmedenin, baskı yapanın devlet değil terör örgütü olduğunu, bu örgütün, Kürt vatandaşlara zulmettiğini söyledi.

Bu örgütün okulları, iş makinelerini yaktığını, Kürt vatandaşların yolunu kestiğini ifade eden Akdoğan, terör örgütünün şiddeti, silahı, baskıyı bırakmak istemediğini, süreci sabote etmek istediğini söyledi.

Terör örgütünün, “Eğer silahı bırakırsam, baskı ve şiddeti bırakırsam bölgede tutunamam” diye düşündüğünü ifade eden Akdoğan, örgütün hükümetin kararlılığını görünce panik atak geçirdiğini belirtti.

Akdoğan, hükümetin, “Kobani olaylarını bahane ettiniz, vandalizm, şiddet meydana getirdiniz, iş yerlerini yaktınız” diye eleştiride bulunması üzerine bir kısım çevrelerin rahatsız olduğunu vurgulayarak, “Peki siz bu çağrıyı yapmadınız mı? Biz de geçmişte sıkıntılar yaşadık. Gezi olayları, 17 Aralık komplosu… Halka gittik, demokratik gösteri talebinde bulunduk. Bir milyon insanla miting yaptık ama yakıp yıkmadık. Demokratik kurum sıkıştığında halka gider. Bu şekilde şiddet çağrısı yapmaz, ortalığı yakıp yıkmaz, Türkiye’ye sığınan çocukların gittiği dispanseri yakmaz. Kendi çocuklarının gittiği yüzlece okulu ateşe vermez” diye konuştu.

“BİZİM MUHATABIMIZ MİLLETTİR”

Daha önce, “Öcalan bunları tahrik etti” dediğini anımsatan Akdoğan, şöyle devam etti:

“Bunu şunun için söyledim, sordular. Kandil farklı bir rüzgar estiriyor. Öcalan da onun peşine takılıyor, boşa düşmemek için, öyle mi? Zaman zaman öyle olabilir. Ama bu olayda, onun yaptığı sorumsuz açıklama süreci tetiklemiştir. Çıkmış, kardeşi üzerinden direniş çağrısı yapmıştır. 15 Ekim diye uyduruk bir tarih ortaya atmıştır ve ‘bu olaylarda etkisi vardır’ dedim. HDP’liler çok kızdı. Peki, etkisiz eleman mı Öcalan? Söylediğinin hiçbir anlamı yok o zaman sizin için. Yani, söylediği şeyler bu olaylara sebep olmadıysa o zaman etkisiz eleman demektir. Bunu bilmemiz gerekiyor. Kandil başka telden çalacaksa, hepsi ayrı telden çalacaksa bunu da bilmemiz gerekiyor. Onun sözünün bir kıymeti yoksa, Kandil’dekilerin sözünün bir bağlayıcılığı varsa biz bilelim. Kimin sözünün ağırlığı var, kim etkisiz eleman bunu da bilelim. Biz, yolumuza bakacağız arkadaşlar. Bizim muhatabımız millettir. Bölgede yaşayan sivil toplum kuruluşlarıdır, cemaatlerdir, orada bizatihi yaşayan vatandaşlardır.”

Bu sorunun çözümüne yönelik birtakım görüşmeler yapıldığını anlatan Akdoğan, “Ama bu görüşmelerin ağırlığını kaldıramayanlar varsa, bir kandırmaca içine girmeye çalışan varsa, kendine göre taktik yapıp şantaj yapmak isteyen varsa bunlara da devlet pabuç bırakmaz” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE TERÖRE VE ŞİDDETE TESLİM OLACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR”

Akdoğan, her şeyin bir ciddiyeti, ağırlığı olduğunu, bu süreçlerin de ciddiyetle yürütülmesi gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Gelinen noktada, önceliğimiz kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu olmadıktan sonra kimse ile herhangi bir konuyu konuşmak ve o kişiler özellikle bu tür zikzaklar çiziyorlarsa, akşam başka sabah başka davranıyorlarsa, kendi inandırıcılıklarını yok ediyorlarsa o zaman bizim bunu da bilmemiz, ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Çözüm korkusu bacayı sarmış arkadaşlar. Bunlar çözümden korkuyorlar. ‘Silah olmazsa bölgede tutunamayız’ın korkusundalar. Bunu da görmemiz gerekiyor. Türkiye, teröre ve şiddete teslim olacak bir ülke değildir. Bu yolda ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmak durumundayız. Bu yaşananlara bakınca moraliniz bozulmasın değerli kardeşlerim. Umudunuz tükenmesin, Türkiye büyük bir devlettir. Bütün halkımızın canı, malı, ırzı, namusu bize emanettir. Umutlarınız kırılmasın ve kesinlikle bu yaşananlar sizi korkutmasın. Bu memleket yol geçen hanı değildir. Devlet ve hükümet her türlü tedbiri alır.”

Akdoğan, Türkiye’nin umudun ülkesi olduğuna işaret ederek, bölgede büyük çalkantı yaşanırken, kaos ve iç savaş varken, istikrar abidesi biçiminde ayakta kalan tek ülkenin Türkiye olduğunu aktardı.
 

“Bizim size borcumuz var”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kahramanmaraş’ın sadece bir tarım kenti olmaktan çıkıp koskoca bir sanayi şehri haline geldiğini belirterek, şehre yüksek hızlı trenin de geleceğini söyledi.

Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, seçim olmamasına rağmen binlerce insanın Başbakan Davutoğlu’nu dinlemek için alanı doldurduğunu dile getirerek, bundan dolayı Kahramanmaraşlılara teşekkür etti.

Davutoğlu’nun, başbakanlığının ikinci ayında Kahramanmaraş’a koşarak geldiğini ve 400 milyon liralık kamu yatırımını beraberinde getirdiğini ifade eden Arınç, yeni hicri yılın başında olunduğunu hatırlatarak, herkesin yeni yılını kutladı.

“TEK BAŞIMIZA İKTİDAR OLDUK”

Her seçimde Kahramanmaraş’ın AK Parti’ye Türkiye ortalamasının en az 20 puan üstünde oy verdiğini dile getiren Arınç, şöyle konuştu:

“Hepsi çok müthiş ama benim için biri çok önemli. 2002 seçimlerinde AK Parti henüz 15 aylık bir parti, başında genel başkan olarak Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul 1. bölgeden aday. Seçime 1,5 ay kala Yargıtay, Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını inkar etti, ‘Seçime katılamazsın, genel başkan bile olamazsın’ dedi. Herkes bir endişe geçirdi, ‘Acaba Erdoğan olmazsa bu partinin geleceği ne olur, iktidar olacak mı, iktidar olsa ayakta durabilecek mi, bu partinin istikbali var mı’ diye tereddüt geçirdi. Hamdolsun o seçimlerde biz yüzde 35-36’larda oy aldık, 365 milletvekili çıkardık, TBMM’de tek başımıza iktidar olduk. Herkesin tereddüt geçirdiği, ‘hele bu seçimi geçirsin sonra oy veririz’ dediği dönemde Kahramanmaraş yüzde 53,5 oy verdi. Bunu ben çok önemli buluyorum çünkü inançlı insanlarız hamdolsun. Biz görerek, elimizle tutarak, karşıdan bakarak bir şeye iman etmiyoruz. Gayba iman ediyoruz. Kahramanmaraş, ‘Hele bir elimle tutayım, bir kaç sene geçsin sonra AK Partili oluruz’ diyenlere inat, ‘Ben gayba iman ettim, ben bu partiye oy veriyorum, bu partinin yoluna inanıyorum, bunlar dürüst, kararlı, ahlaklı siyaset yapıyorlar’ dedi ve AK Parti’ye Türkiye ortalamasının tam 20 puan üzerinde oy verdi.”

Kendilerine her zaman destek veren Kahramanmaraş halkına “Sizin bize borcunuz yok, bizim size borcumuz var” diye seslenen Arınç, “Sayın Başbakanımızın başkanlığında neye ihtiyacınız varsa yapacağız. İnşallah Kahramanmaraş sadece bir tarım kenti olmaktan çıktı, koskoca sanayi kenti haline geldi. Yollarımız, köprülerimiz, üniversitelerimiz hastanelerimiz var. Kahramanmaraş’a inşallah yüksek hızlı tren de gelecek. Ne isterseniz yapacağız” diye konuştu.
 

“Barışı istemeyenler var”

Diyarbakır’da partisinin ‘Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, burada yaptığı konuşmasında çözüm süreci ile son 2 yılda Diyarbakır’da barışın ve huzurun hakim olduğunu ifade etti.

“SÜRECİ HER FIRSATTA ZEHİRLEMEYE KALKIŞANLAR VAR”

Yaklaşık 2 yıldır Diyarbakır başta olmak üzere bölgedeki tüm şehirlerde huzurun hakim olduğunu, barışın tadının alındığını anımsatan Eker, şunları kaydetti;

“Barışı istemeyenler var. Eskiden bunlar Türkiye’de Kürtlerle ilgili demokratik bir takım hakların verilmediğini söylüyorlardı. Yüzeyden baktığımızda elbet bunlar doğruydu ama bunları karşılamanın yolu, uzlaşarak meşru zeminlerde görüşme yaparak sorunları çözmektir. Çözüm sürecini her fırsatta zehirlemeye kalkışanlar var. Dün, Yüksekova’da sivil giyimli 3 askerimizi şehit ettiler. Bu, Kobani bahanesiyle Diyarbakır’da gerçekleştirilen yakıp yıkmaların yağma ve talanların bir benzeri, çözüm sürecini hedef alan aslında bir eylemdir. Bunlar barışı istemeyen, huzurdan rahatsız olanlardır. Biz bu anlayışı şiddetle reddediyor, telin ediyoruz.”

“ÇIKTIĞIMIZ BARIŞ YOLUNDAN GERİ DÖNMEYECEĞİZ”

İlk provokasyonda hükümetin çözümden vazgeçeceğini düşünenlerin olduğunu ifade eden Bakan Eker, “Sevgiyi büyüterek, hayatı anlamlandırarak meseleyi çözmeyi biz ilke haline getirdik. Bu kurşunları sıkanlar kimlerin taşeronluğunu yapıyor olurlarsa olsunlar biz, çıktığımız barış yolundan geri dönmeyeceğiz. Çünkü herkesin bizden beklediği, barış ve huzurdur. Bu tezgaha, bu oyuna, bu barışı sabote etme girişimine meydan vermemeliyiz. Yakıp yıkanlara da dükkanları yağmalayanlara da masum insanları sadece sakallı diye öldürenlere de biz karşı durmalı, sesimizi yükseltmeliyiz. Onların tüm hain planları, halkın inancı, halkın iradesi ve vatandaşların hayata devam eden anlayışı ile geri püskürtülecektir” dedi.

Ayrıca, Kürtlerin bugün kültür ve kimliklerinin gereklerinin tamamını yaşayabilecek ortama sahip olduğuna dikkati çeken Eker, kimliğin sadece kan bağı ile açıklanamayacağını da kaydetti.
 

Adana’da uyuşturucu operasyonu

Adana’nın Ceyhan ilçesinde uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 153 kişiden 17’si tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, kaçakçılık ve uyuşturucu madde satıcılarına yönelik eylül ve ekim içerisinde operasyon düzenledi.

Özel harekat polislerinin de katıldığı hava destekli operasyonda, farklı türlerde 1 kilo 536 gram uyuşturucu madde, 141 bin 60 paket gümrük kaçağı sigara, 6 bin 420 litre kaçak akaryakıt, 10 kök hint keneviri, 768 kaçak içki, 1 av tüfeği ve 2 kurusıkı tabanca ele geçirildi.

Operasyonlarda gözaltına alınan 153 kişiden 17’si çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 5 kişinin de arandığı bildirildi.